28 Haziran 2026 Pazar

 

DEĞER BİLMEK

 

“İnsan, sahip olduklarıyla değil; sahip olduklarının kıymetini bildiği kadar zengindir.”

 

Hayatın en büyük ironisi şudur: İnsan, en çok yanında olanın değerini unutur.

 

Uzakta olan gözümüzde büyür; yakınımızdaki ise sıradanlaşır. Oysa hiçbir insan, hiçbir dostluk, hiçbir sevgi “nasıl olsa hep var” denilecek kadar sonsuz değildir.

 

Belki de bu yüzden pişmanlıkların çoğu, kayıplardan değil; geç kalınmış fark edişlerden doğar.

 

Seneca der ki: “Sahip olduklarımızın tadını çıkarmayı bilmezsek, en büyük servet bile bizi zengin kılamaz.”

 

Bugün daha fazlasına ulaşmanın peşindeyiz. Daha çok kazanmak, daha iyi yaşamak, daha büyük hayaller kurmak… Fakat bütün bu “daha”ların arasında elimizde olan güzellikleri sessizce tüketiyoruz.

 

Oysa mutluluk çoğu zaman büyük olaylarda değil; küçük ayrıntılarda gizlidir.

 

Bir annenin duasında…

 

Bir dostun omzunda…

 

Sevdiğin insanın içten bir tebessümünde…

 

Ve hiç beklemediğin bir anda duyduğun “Ben buradayım.” cümlesinde…

 

Cemil Meriç, “İnsan, sevdikleri kadar insandır.” der. Gerçekten de insanın değeri, sahip olduğu servetle değil; koruyabildiği ilişkilerle ölçülür. Çünkü ilgi bekleyen yalnızca sevgi değildir; emek de ilgi ister, dostluk da, güven de…

 

Ne gariptir ki çoğu zaman kaybettiğimiz insanlara değil, onlara söyleyemediğimiz cümlelere üzülürüz.

 

“İyi ki varsın.” “Teşekkür ederim.” “Seni anlıyorum.”

 

Belki de hayatın en pahalı kelimeleri, zamanında söylenmeyenlerdir.

 

Mevlânâ’nın asırlardır dillerden düşmeyen sözü bugün de aynı hakikati fısıldıyor:

 

“Nimetin kıymeti, elden gidince anlaşılır.”

 

O hâlde mesele, kaybettikten sonra anlamak değil; yanımızdayken görebilmektir.

 

Çünkü değer, büyük fedakârlıklarda değil; küçük inceliklerde yaşar.

 

Birini dinlemekte…

 

Sözünü tutmakta…

 

Hatırlamakta…

 

Ve sevgiyi ertelememektedir.

 

Belki de gerçek olgunluk, daha fazlasına sahip olmak değil; sahip olduklarının daha fazlasını fark edebilmektir.

 

Kıymeti bilinmeyen her şey, sessizce uzaklaşır.

 

Ve yazıyı Montaigne’in düşüncesini hatırlatan bir cümleyle bitireyim:

 

“Hayatın gerçek zenginliği, sahip olduklarının sayısında değil; onların kıymetini bilecek bir kalbe sahip olmaktadır.”


e.s.